Eğitim Sistemi Çöküyor

Bunu biz değil Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) söylüyor. OECD’nin her iki yılda bir gerçekleştirdiği Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) ülkelerin kendi eğitim sistemlerini diğer ülkelerle karşılaştırması için özel ve devlet okulu ayrımı yapılmaksızın 15 yaş grubunu kapsayan öğrenciler üzerinde 3 kategoride (matematik, fen ve okuma yeterliliği) başarı oranlarının sonuncusu Aralık 2013’de taslak olarak yayınlandı. Henüz ayrıntılı raporun oluşturulmadığı bu taslaktan ortaya çıkan sonuçlar Türkiye açısından oldukça endişe verici. 15 yaş grubu kapsamında 65 ülkede yapılan araştırmada, Türk öğrencilerinin durumu çokta parlak değil. Fen bilimleri sıralamasında 43’üncü, matematik’te 44’üncü ve okuma yeterliliğinde ise 42’inci sırada yer almakta olan öğrencilerimiz ülkeler içerisinde ise ancak 45’inci sırada yer alabilmekte. Eğitim ortalaması Vietnam, Sırbistan, Litvanya ve Estonya gibi ülkelerin altında kalan Türkiye, fen bilimleri ve okuma yeterliliği kategorilerinde ise en hızlı ilerleme kaydeden ülkeler arasına girdi.

Türkler oldukça geride

Türkiye, son 10 yıl içinde matematikte ortalama 3, okuma yeterliliğinde 4 ve fen bilimlerinde 6 puanlık artış sergilemesine rağmen Hırvatistan, Sırbistan, Yunanistan, Macaristan ve İsrail gibi kendi kategorisindeki ülkelerin gerisinde kaldı.

Bu araştırmanın değerlendirilmesi altı basamakta yapılıyor: (1) en kötü, (2) kötü, (3) orta altı, (4) orta, (5) iyi ve (6) çok iyi. Bu kategoriler değerlendirilip 1 ve 2 vasat, 3 ve 4 orta, 5 ve 6 ise iyi olarak değerlendiriliyor. Gelişmiş ülkelerin öğrencilerinin oran olarak değerleri orta veya en iyiler arasında toplanırken Türk öğrencileri yüzde 67 gibi oldukça yüksek bir oranla en kötüler (vasat) arasında. İyi grubuna giren Türk öğrencilerin oranı ise yüzde 6 gibi oldukça az bir oranı göstermekte.

PISA 2012 raporunda Türkiye’de üst düzey performans gösteren öğrenci oranları geçmiş yıllara kıyasla bir artış göstermesine rağmen hala OECD ortalamasının oldukça altında. Üst performans düzeyi öğrenci oranları matematik’te yüzde 6 (OECD ortalaması yüzde 13), fen bilimlerinde yüzde 2 (OECD ortalaması yüzde 8) ve okuma yeterliliğinde yüzde 4 ile (OECD ortalaması yüzde 8) kendi ekonomik düzeyindeki birçok gelişmekte olan ülkeden daha düşük oran sergilemektedir. Sonuçlar sadece matematik açısından değerlendirilse dahi oldukça çarpıcı değerler göstermekte. Öğrencilerimiz matematik formüllerini anlamada ise 65 ülke arasında 62’inci, formel matematikte 25’inci ve uygulamalı matematikte de 30’uncu sırada yer almakta. Kısacası öğrencilerimizin durumu oldukça kötüye gidiyor.

Çok para döküyoruz ama…

Türkiye ile hemen hemen yakın ekonomik seviyelerde olan Polonya ile Uzak Doğu’nun en başarılıları Şangay ve Singapur'un en iyi öğrencilerinin oranlarını kıyaslarsak, rakamlar arasında inanılmaz uçurumlar olduğunu görürüz. Türk öğrencilerin sadece % 2,9'u matematik ve yüzde 0,7'si fen alanında 6’ıncı basamakta yer alırken genel ortalamada yüzde 1’de kalıyor. Bu oran Polonya’da yüzde 6, Singapur’da yüzde 17 ve Şangay’da yüzde 20’lere ulaşmış durumda.

Almanya ile Türkiye’nin eğitimindeki en büyük benzerlik özel okullarda verilen eğitimin devlet okullarına göre daha iyi olması. PİSA sonuçlarına göre 16’ıncı sırada yer alan ve tüm kategorilerde OECD ortalamasından yüksek orana sahip olan Almanya ile Türkiye’de yol ayrımı ise Türkiye’de ki özel okullara dökülen onca paraya karşılık alınan eğitim Almanya’da devlet okulundan alınan eğitimden bile daha kötü durumda olmasıyla başlıyor. Matematik, fen ve okuma yeterliliği alanlarında özel okullar dâhil yapılan araştırma neticesinde oldukça yetersiz ve düşük eğitim vermekte.

Peki ne yapmak lazım?

OECD yaptığı açıklamada Türkiye’nin düşük performans gösteren öğrenci ve okulları hedef alan politikalar izlemesi gerektiğini ve en çok bu bölgelere kaynak ayırması gerektiğini belirtiyor. Sadece bu öneriler eğitimin kalitesini arttırmak için yeterli midir? Her yıl değiştirilen eğitim sistemi, 8+4’ten bir anda 4+4+4 eğitime geçiş süresinin başarılı olmaması, düz liselerin kaldırılıp yerini Anadolu, meslek ve imam hatip liselerine bırakması ile öğrencilerimizi sürekli uçuruma yaklaştıran bu eğitim düzenlemelerinin sonucunda yüksek performans göstermesini beklemek hâlihazırda imkânsız. Türkiye dün ve bugün olduğu gibi yarın da iyi eğitim veren ülkeler içerisine giremeyecek. Bakan Bayraktar’ın 2013 Ağustos’unda “Türkiye Müslüman bir ülkedir. Biz mucit çıkarmayız, icat yapmayız, buluş yapmayız. Biz ara eleman yetiştirmeye odaklanmalıyız” sözü hala kulaklarımızda. Teknoloji ve bilim üretmeyen bir ülkenin eğitim sisteminden yüksek başarılar beklemek mümkün değil. Çok değil bundan 30 sene öncesinde ekonomisi bizden oldukça geride olan Kuzey Kore bile şu anda bilime yaptığı yatırımlar ile bizden oldukça ileride. Aslında hükümetlerin yetersiz bilim ve teknoloji politikaları, eğitim sistemini sürekli değiştirdikleri için istikrarı yakalayamamaları ve bu kurumlarda yer alan öğretmen ile üst düzey yöneticilerinin yerlerinin sık sık değiştirilmesi eğitim sistemini daha da kötüye gitmesine sebep olmakta. Bu eğitim sorununu çözmek için kısa vadeli değil uzun vadeli çözümler üretmek gerekiyor. Öğrencilerin eğitim performansını arttırmak ve eğitimin verimli hale getirmek adına problemler için çözüm odaklı projeler geliştirmek, gerekirse öğrencilere teşvik vermek ya da ödüllendirmek, istikrarlı ve başarı sağlayacak eğitim politikaları ile stratejileri geliştirmek gerekmektedir. Aksi halde ilerisi için durum daha da vahim olacak!

Meltem İnce Yenilmez

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR