Nerede o İzmir?

Placeholder4

Agora’nın üst kısmındaki Aya Ioannis Theologos Kilisesi’nin kalıntıları hakkında bir haber hazırlamak üzere ağırlıklı olarak Roman vatandaşların yaşadığı İkiçeşmelik sokaklarında dolaşırken bir, nasıl diyeyim, “ağa” ile sohbet etmiştim. Fernando Meirelles’in kült filmi “Tanrı Kent”teki karakterlerden biri gibiydi. Kirli bir fanila ile evin kapısı önündeki eşikte oturmuş, fazlasıyla yoğun dumanı olan bir sigarayı tellendiriyordu. Boynunda kalın bir altın zincir ve bileğinde, üzerinde farklı isimlerin yazılı olduğu yine altın künyeler vardı. Dandik şortunun cebinden para desteleri gözüküyordu. Oldukça göbekliydi ve gerçekten tam bir Roman’dı. Mahalledeki evlerin birçoğunun kendisine ait olduğunu söyledi. Ve ekledi:

“Satın almak isteyenler oluyor, satıyorum ben de. Şu karşıdaki evi daha geçen hafta sattım”

Üç katlı bir evdi. Kaça sattığını sordum. 30 bin liraya satmıştı. Bedava. Son bir yıl içinde mahallede dört beş ev sattığını söyledi. Hepsi de sudan ucuza. İnanılmazdı. Kimlerin aldığını sordum.

“İstanbullular alıyor. Kim olduklarını bilmiyorum, kravatlı canti adamlar... Pek çoğunu aynı kişilere sattım...”

“Neden alıyorlar buradaki evleri?”

“Bir bok var ama anlayamadım...”

Neden aldıkları belliydi. Mahallenin iki sokak altında antik Yunan çağının bilinen en eski ve büyük üç devlet agorasından birinin kalıntıları ve biraz yukarıda da yakın zaman içinde gün yüzüne çıkartılacak olan altı bin kişilik antik Smyrna tiyatrosu vardı. Bölge, Büyük İskender’in MÖ 330’da kurduğu “Yeni İzmir”in kalıntıları üzerinde bulunuyordu ve kentin göbeğindeki bu muazzam favela, işte bu tarihi mirasın üzerinde kuruluydu. Fakat daha da önemlisi, Kültür Bakanlığı’nın kentte kurmayı düşündüğü “mega” müze için bu bölgenin adı geçiyordu. Yani kamulaştırma ufukta belirmişti.


İskender-i Zülkarneyn, Büyük Doğu Seferi sırasında çok sayıda koloni kent kurmuştur. Ortadoğu’da bunların bazıları hala İskenderiye, İskenderun, Alexandria veya Alexandrietta adlarıyla anılır. İzmir ise Büyük İskender tarafından “ikinci kez” kurulmuştur. İlk İzmir’i Bayraklı taraflarında kuranların kimler olduğuna ilişkin rivayet muhteliftir. Daha iyi ve dengeli ok atabilmek için sağ memelerini kesen savaşçı Amazon kadınlarının İzmir’i kurduğuna inanmak daha çekici geliyor insana. Akurgal Hoca, bu bölgenin tarihi kaynaklarda “Yeni Liman” anlamına gelen “Navluhon” olarak geçtiğini söyler ki bu bilgi, bugün orası için kullanılan “Naldöken” adının kökeninin Navluhon olabileceği fikrini akla getirir. Yaklaşık 2400 yıl ayakta kalan bu ilk şehrin Lidya istilasıyla ortadan kalkmasının ardından İzmir’in tarihinde 300 yıllık bir karanlık dönem vardır. İşte bu 300 yılın sonunda İskender’in ordusu belirir kuzeyden.

Philip’in oğlu İskender Pagos’a çıkar. Biraz avlanır, yorulur ve bir çınar ağacının altında uykuya dalar. Rüyasında iki nymphe, yani su perisi görür. Günümüz popüler kültüründe farklı kavramları çağrıştıran nymphe’ler, İskender’e “Ayaklarının altında uzanan sahilde yeni bir şehir kur, bu yeni şehirde yaşayacak olanlar, eski şehirde yaşayanlardan üç kat daha mutlu olacak” derler.

Onca komutan, danışman ve stratejist dururken İskender’in iki nymphe’nin etkisi altında kalarak Yeni İzmir’i kurduğunu söyleyemeyiz elbette. Bu rüya masalı, işin vakanüvislerin uydurduğu kısmı olmalı. Ama güzel.


Hellenistik ve Roma dönemlerinde İzmir birinci altın çağını yaşadı (İkincisi 19. yüzyıldaki Levantenler çağıdır). İşte İkiçeşmelik’te bugün Roman vatandaşların yaşadığı yerel favelaların altında gün yüzüne çıkartılmayı bekleyen miras, bu altın çağın tarihsel mirasıdır. Geçtiğimiz hafta sonu evimizde konuk ettiğimiz Portekizli bir gazeteci arkadaşıma bütün bunlardan bahsettim. Batı edebiyatının babası Homeros’un bu şehirde doğduğunu ve İlyada’nın ilk satırlarının muhtemelen İzmir’de yazıldığını anlattım. “Peki nerede bütün bunlar?” diye sordu. Çünkü İzmir manzarası büyük oranda çimento ağırlıklıydı. Arkeoloji Müzesi yetersizdi ve Homeros’un adını taşıyan refüjlü bir yol vardı sadece.

Şimdi İstanbullular gelerek Roma dönemi kalıntılarının bulunduğu bölgedeki evleri ucuza kapatıyorlar. En azından yakın zamanda bölgede bir hareketlilik olacağının ve tarihsel mirasımızın gün yüzüne çıkarılacağının bir habercisi olarak düşünebiliriz bu durumu. Ve umutlanabiliriz.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR