Lesvos’un Büyüsü

Placeholder4

“...Dolunayın bulutlar arasından bir görünüp bir kaybolduğu gecenin içinde bir gemi filosu, adalar denizinin karanlık sularını yararak kuzeydeki Lesvos adasından İzmir’e doğru tam yol seyrediyordu. Filonun amiral gemisi Leon idi. Leon’un hemen ardında Patris gemisi vardı. Onların ardında ise Siria, Athina, Repulis, Deflin, Elda, Atromitos, Kalutas, Andigoni, Ukrania, Ksenia, Aris, Argolis, Sfendoni, Egli ve Alkion gemileri, gri birer çelik yığını halinde Teselyalı, Moralı, Makedonyalı ve Epirli genç askerleri belirsiz bir gündoğumuna doğru götürüyordu...”

14 Mayıs 1919’u 15 Mayıs’a bağlayan gece yaşanan bu sahnenin dekoruna doğru gittiğimi düşünüyordum Ayvalık’tan kalkan Şevket İyidere vapurunda. Lesvos adasının merkezi olan Midilli şehrine doğru gidiyorduk. 1996’dan beri Dikili sahillerinden gece ışıklarını, gündüz ise siluetini izlediğim Midilli beni bekliyordu. İzmir ve Midilli’nin ortak noktası buydu; üç yıl içinde Anadolu Elenlerinin sonunu getiren işgali gerçekleştirecek olan Yunan filosu, İzmir’e doğru Lesvos’tan, Midilli’den demir almıştı.

Ve esasen Lesvoslular da bu durumun fazlasıyla farkında. Şehirde Nurettin Paşa tarafından linç ettirilen son İzmir Metropoliti Hrisostomos’a atfen “Chrysostomou Smyrnis” adında bir sokak var ve adanın en büyük kilisesi olan (ve tüm Yunanistan’ın en büyük kiliselerinden biri olan) Aya Terapon’un önünde de metropolitin bir büstü mevcut. Mübadele sırasında da İzmir’den Lesvos’a gelen çok sayıda aile olmuş ve bunların bazı üyeleriyle büyük bir tesadüf eseri denk geldiğim uzo festivalinde tanışma imkânı bulduk.

Uzo... Yunanistan deyince ilk akla gelen şeylerden biri. Eldeki veriler, uzonun ilk üretildiği yerin Lesvos’un güneyindeki Plomari kasabası olduğunu gösteriyor. Ülkenin en iyi uzolarını üreten Barbayanni markası da burada, Plomari’de doğmuş. Barbayanni’nin yüz elli yıllık tarihi imbiklerinin bulunduğu ilk üretim merkezi şu anda “Uzo Müzesi” olarak düzenlenmiş durumda. Ve dediğim gibi, önceden planlamadığımız biçimde yılda bir kez düzenlenen Midilli Uzo Fastivali’ne denk geldiğimiz için adada üretilen tüm uzoların tadına bakma fırsatı bulduk. Barbayanni festivale katılmıyordu, ancak adından dolayı Smirnio başta olmak üzere özel üretim uzoları tattık. Bu festivalin özelliği, girişte 2 Evro ödeyerek hatıra olarak ta saklayabileceğiniz bir bardak almanız ve tüm stantlardaki uzolardan ücretsiz olarak içebilmeniz. Beraberinde ikram ettikleri çok lezzetli ızgara ahtapot ve papalina tuzlaması da cabası tabi.

Çok okumuştum Lesvos hakkında. Burası her şeyden önce Sapho’nun yurduydu. Adanın güneyindeki Eressos’ta yaşayan ve sadece kızların eğitim gördüğü bir cimnazyum kuran Sapho, aynı zamanda ismini Lesvos adasından alan Lezbiyenliğin de öncül ismiydi (Yunanca β-beta harfi ‘v’ sesi verir ve harfin adı beta değil, ‘vita’dır. Lesvos da aslında ‘Lesbos’ şeklinde yazılır. Lesb-ienne kelimesi buradan gelir).

Kuzey-güney hattında dağ yollarından geçerek yaptığımız gezide beni en fazla etkileyen yer ise, adanın kalbi sayılabilecek bir noktada kurulu olan dağ köyü Agiassos oldu. Zaman tünelinde bir yolculuğa çıkmak için Midilli’den özel araçla yarım saat mesafedeki bu köye mutlaka uğramak gerekiyor. Bu yazıyı okuyan ve Lesvos’a gitmeye niyetlenenler, internette en çok Molyvos adına rastlayacaklardır; ancak benim önerim, Midilli’yi merkez alarak bir günü Molyvos ve Mantamados’a, bir günü de Plomari, Agiassos, Eressos ve Sigri’ye ayırmaları.

Yunanistan’a ikinci gidişim olmasına rağmen doğallığını büyük ölçüde koruyan Lesvos, gördüğüm diğer yerlerden daha çok yer etti gönlümde. Kutsal zeytin ağaçlarıyla kaplı tepelerinden başımı uzatarak İzmir’i görmeye çalıştım. Ve biliyor musunuz, gördüm de.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR