#Occupyberkeley

San Francisco Chronicle Cumartesi akşamı "acil" olarak yayına başladı: "300'den fazla gösterici bu akşam Berkeley'den şişeleri sokaklara fırlatarak, ilahiler söyleyerek ve camları kırarak yürüyüşe başladılar, polis bu şiddeti kontrol etmek oldukça çaba sarf etti. Kırık cam şişeleri ile Martin Luther King sokağında bulunan Trader's Joe marketinin ve Wells Fargo Bankası’nın ATM camlarını kıran göstericiler arasından bir grup ise University Avenue'da yer alan Radio Shack mağazasına girerek mağazada bulunan bazı malları yağmaladı".

Aslında burada bahsedilmeyen bir olay vardı: Vandalizm. Tıpkı Gezi parkında, tıpkı Brezilya’da ve Ukrayna’da olan barışcıl protestoları bir anda cığrından çıkaran, olayları daha da karmaşık hale getirip insanlari kışkırtan kişiler olduğu gibi. Çoğu UC Berkeley öğrencisi olan bu göstericilerin arasına karışarak, barışcıl bir protestonun bir anda inanılmaz boyutlara ulasmaşına neden olmuşlardı. Protesto Polis ve Yangın Kamu Güvenliği önünde başlayarak oradan Telegraph Avenue'ya ilerledi. Bir anda göstericiler arasından bir grup etrafa taş ve şişe fırlatmaya başladı. Polisleri hedef alan bu göstericiler daha sonra yakın çevrede oturan insanların arabalarının camlarını kırmaya ve çevredeki dükkanları yağmalamaya başladı. Zaten olaylarda bu noktadan sonar çığrından çıktı.

Berkeley Polis Departmanı gösteriyi dağıtmak için, bizim hiçte yabancı olmadığımız, göz yaşartıcı ve duman bombaları kullanmaya başladı. Downtown Berkeley sokaklarında göstericilerin ilerlemesini önlemek için barikatlar kurdular ve yolları trafiğe kapattılar. Manzara aynıydı. Polisler, Michael Brown'a yapılanları protesto etmek için toplanan öğrencilere uyguladığı şiddetin dozunu daha da arttırmıştı.

Bancroft ve Telegraph Avenue'ye doğru yürümek üzere UC Berkeley kampüsü önünde akşam üzeri 5'te buluşan göstericiler, kısa süre içerisinde 1000 kişi oldular. Sadece öğrenciler değil, bu konuya duyarlı vatandaşlarda gösterideydi. New York polis memuru tarafından gözaltı süresinde boğazı sıkıldığı için ölen Eric Garner ve Ferguson, Missouri'de beyaz bir polis memuru tarafından vurularak öldürülen siyah adam Michael Brown'un adına polis memurlarını suçlamaktan ziyade kararları protesto etmek için toplanmıştı kalabalık. Bu protestoya geçen yıl Berkeley'de gözaltı süresinde hayatını kaybeden transeksüel kadının ölümünü ve aynı zamanda Meksika'da polis tarafından kaçırılan 43 öğrenciyi de eklemişlerdi. Baslangıçta, göstericileri birkaç bisikletli polis memuru takip ediyordu. Fakat göstericilerin saat 6 civarında Berkeley Polis Merkezi önünde toplanmasının ardından, "adalet yoksa barışta yok" diyen bir grup gösterici ile polisler arasında catışma başladı. Bunun üzerine 100'ün üzerinde polis sokaklarda barikat kurmaya başladı.

Aslında bu olayın sadece bir polis memurundan ibaret olmadığını anlamak gerekiyor. Ferguson olayları toplum içerisindeki sistematik eşitsizlikleri bir kere daha yüz üstüne çıkardı. "Ülke halkını korumak için yemin etmiş olan polisler siyah erkekleri ve çocukları öldürüyorsa, biz siyahları polisten kim koruyacak?" diye açıklama yaptı UC Berkeley öğrencisi protestolar başlamadan hemen önce. “Egitim, sağlık sistemi, istihdam, yoksulluk, yaşam beklentisi, barınma ve bunun gibi birçok durumda yaşanan sistematik problemler biz siyahlar için kalıcı olmaya ve giderek artmaya başladı. Bazı insanların belirttiği gibi, cinayet ya da tutuklama oranlarında Afrikalı-Amerikalılar ile beyazları kıyaslamak, sadece polis merkezlerinde değil aynı zamanda toplumun içerisinde bulunduğu sistemde de ırkçılık olduğunu göstermektedir. Fakat Ferguson'da ve ülkenin genelinde farklı ırktan ve düşünceden birçok insanın söylediği birşey var: artık yeter!”

Bu olayların Gezi parkı protestolarında yaşananlardan tek farkı burada ırkçı eylemler üzerine yoğunlaşmasıdır. Ferguson çok daha büyük bir sorunun sembolü olmuştur. Zira 3 Aralık 1964 yılında ırkcılığı önlemek için başlayan “free speech movement” olaylarında tutuklanan 814 kişi ile Kaliforniya tarihinin en büyük tutuklaması olarak tarihe geçen UC Berkeley’de olayların pekte durulmaya niyeti yok. Tüm politik ve sosyal olaylar ile ortaya çıkan akımların en ön sıralarda yer alan UC Berkeley’deki öğrenciler ile bu çevrede yaşayan halk bu sefer direnmekte kararlı. Irkçılığa hayır, adalet istiyoruz!

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR