Kadınlığı Bizden Öğreneceksiniz!

Hatırlar mısınız bilmiyorum, 2003 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hüseyin Çelik, UNICEF Yöneticisisi Carol Bellamy ile beraber Van’da “haydi kızlar okula“ adlı bir kampanya başlattılar. Okullaşma düzeyinin düşük olduğu 53 ilde ekonomik ya da toplumsal etmenlerden dolayı okula gidemeyen kız çocuklarıydı aslında asıl hedef. Kız çocuklarının evlenmesine eğitiminden daha çok önem veren ailelerin bilgilendirilmesi ve okullaşma oranındaki cinsiyet farklılığını ortadan kaldırmak ilk maddelerde yer alıyordu. Zira açığın 2005’te kapatılması gibi bir hedefte konmuştu. O zamandan bu zamana 12 yıl geçti. Bakalım kadınların ve kız çocuklarının durumunda istenilen hedefe ulaşıldı mı ya da neler değişti:

  • 2008’de Uşak’ta düzenlenen Dünya Kadınlar Gününde “Batının oyununa gelmeyin, en az 3 çocuk doğurun“ cümlesini;
  • 2009 yılında kendisinden iş isteyen bir kadına ‘evdeki işler yetmiyor mu?" cevabını;
  • Yine 2009 yılında “kadınlar iş aradığı için işsizliğin ülkemizde yüksek" olduğunu;
  • 2010 yılında Kadın Dernekleri ile yapılan toplantıda “kadın-erkek farklıdır. Kadın-erkek eşitliği yerine fırsat eşitliği demek daha uygundur“ cümlesini;
  • 2010 yılında İstanbul’da karısını ve misafirliğe gelen hamile bir kadını boğarak öldürülmesinin ardından “karımı rüyamda soyunurken gördüm“ cümlesini;
  • Yine 2010 yılında Dünya Basketbol Şampyonasında “mini etekli, bikinili kadınlarımız da bizim başımızın tacıdır” cümlesini;
  • 2011’de Ankara’da düzenlenen Dünya Kadınlar Gününde- son 7 yılda yüzde 1400 arttığı halde-"kadına yönelik şiddet abartılıyor " cümlesini;
  • 2011 yılında İstanbul’da “çok makyaj yapıyordu, beni aldatıyor diye düşündüm” gerekçesi ile bir kadının kocası tarafından öldürüldüğünü;
  • 2011 yılında “kadın-erkek eşitliğinin bir safsata olduğu ve fişin prize eşit olmadığı” kavramını;
  • Yine 2011 yılında “yılbaşının ertesi günü gazetelerde kutlamalar sırasında kadınlara yönelik taciz haberlerini okumanın bazılarının hoşuna gittiği” haberlerini;
  • 2012 yılında “Benim bedenim, benim kararım diyenleri feminist" ilan ettiklerini;
  • 2012 yılında “kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın" cümlesini;
  • 2012 yılında “kızlar okuduğu için erkeklerin evlenecek kız bulamadıkları" ütopyasını;
  • 2013 yılında Dünya Kadınlar Gününde “medyanın olayları abarttığını ve kadına yönelik şiddetin algıda seçicilik” olduğunu;
  • 2014 yılında “kadının iffetli olmasını ve mahrem ile namahremi bilmesi gerektiğini”
  • 2014 yılında iki eşini öldüren bir kişinin ‘her zaman nasıl dövüyorsam yine öyle dövdüm ama bu sefer öldü’ açıklamasını;
  • 2014 yılında “doğum kontrolünün bir ihanet olduğunu ve neslimizi kurutmak istediklerini”
  • 2015’te “annelerin, annelik dışında başka bir kariyere odaklanmaması gerektiklerini” ve aile kavramının korunması açısından kadınların daha fazla çocuk yapmaları için “çocuk başına maddi destek” düzenlemesini

2005 yılında cinsiyet açığını kapatmayı hedefleyen projenin açığı kapattığını 12 yıl boyunca duyduk, gördük, izledik.

Bu ülkede 10 yaşında kız çocukları evlendirildi, 13-14 yaşındaki kız çocukları tecavüze uğradı, herkesin gözü önünde kadınlar öldürüldü ve dövüldü. Kaç kişi sesini çıkardı, olayların peşine düştü ya da yapanlar cezalandırıldı?

Ne yazık ki hala bir ruj’ un, bir dekolte’nin, kadının kaç çocuk doğurmak istediği gerçeğinin, çalışmak istiyor olabileceği düşüncesinin ya da bir hamile kadının sokakta dolaşmasının yanlış olduğunun ötesine geçemedi anlayışımız, şuurumuz, vicdanımız, düşüncemiz. İşte bu yüzden sizinle düşünemeyiz ve olamayız. Çünkü bu bizim bedenimiz, bizim kararımız!

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR