Fıtratına Uygun Kadın Cinayetleri!

“Benim bedenim, benim kararım” sloganı ile toplum içerisinde cinsel kimliğimizi kabul ettirmek ve eşitlik için savaşımızı bir adım ileriye taşıdık derken kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin azalması bir yana, neredeyse cinsler arasında adı konulmamış bir savaşın tam ortasına gelmiş durumdayız. Bu ülkede ahlak ve ahlaksızlığın yer değiştirdiğini, bitmiş tükenmiş kurallar üzerinden ataerkillik bahanesiyle güç sahip olduğunu her fırsatta dile getiren erkeklerin kendi egolarını tatmin ederken, kadınların ve çocukların -hatta hayvanların- nasıl tacize, tecavüze, şiddete, ölüme, toplum içerisinde ayrı tutulmasına ve cinsiyet nefretine mahkum edildiğini çok yazdım. Özellike yaşanan son olaylardan sonra ülkenin bir kısmı kadınların yaşadıklarının, sorunlarının ve tepkilerinin farkına vardı. Evet, bu arabesk kültürde ve coğrafyada kadınların kaderini değiştirmek çok zor. Tolstoy’unda dediği gibi ‘Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkasının acısını duyabiliyorsan insansın’. Peki biz ne zaman insan olmayı bıraktık? Kadınların bu ülkede birey olarak görülmediği bir gerçek! Bir şekilde yolu bulunup farklı bir başlık altına sokulan, gerek dışarda gerek evin içersinde haddini bilmesi gereken, sesini çıkarmayacak bir varlık olarak kabul edildi veya ettirildi. Bu nedenden dolayı kendi korkaklıklarının, sefilliklerinin, pisliklerinin ve acizliklerinin faturasını Özgecanlara, Kübralara, Hüsnelere ödetiyorlar. ‘İslamiyet hoşgörü ve farklılıklara saygı dinidir diye öğretmişlerdi bize, siz ne ara kendinize göre değiştirdiniz?’

2014 yılında 235 kadın öldürülmüş, 88 kadına ve kız çocuğuna tecavüz edilmiş, 499 kadına şiddet uygulanmış, 95 kadına ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulunulmuş. Bu bize sunulan rakamlar. Peki intihar süsü verilen öldürülmüş kadınlar? Kısaca ne cinayetler bitiyor, ne ölümler son buluyor. Erkek hegomanyasını bir kere tatmış, kadını aciz gören ve her fırsatta ezmeye çalışan, gülmesinden makyajına, gezmesinden hamileliğine, sakız çiğnemesinden beyaz pantalon giymesine kadar karışan, olgunluktan yoksun, kadına şiddeti hak gören bu kokuşmuş güruh: az bir dönünde beğenmediğiniz Batı’daki akranlarınıza bakın ve utanın! Onlar fizikle, edebiyatla, felsefeyle, sanatla uğraşırken siz hala doymak bilmeyen cinsel ihtiyaçlarınız için kız çocuklarının evlenme yaşını tartışıyorsunuz! Eğitim ile üstesinden gelebilir miyiz diyorum ama daha bu hafta okuduğum haber geliyor aklıma. Bir Lisenin Müdür Yardımcısı olan hemcinsim, okuldaki sınıf başkanlarını toplatarak mini etek giyen kızları önce uyarmalarını, akabinde taciz etmelerini istiyor. Buradan anlıyoruz ki yaşanan olumsuzlukları önlemenin eğitimle alakası yokmuş!

Kadın cinayetlerinin artık gündelik haber gibi tepki gördüğü, toplum içerisinde adalet duygusunun bir kavramdan ibaret olduğu, medyanın tetiklediği, siyasilerin umusamadığı, yasaların yetmediği bu ülkede nedenleri çok boyutlu olarak ele almak gerekiyor. Zira eğitim sisteminin tek başına bir fayda sağlamayacağı ortada. Öncelikli olarak giderek daha erkek egemen olan bu toplumda şiddetin neden arttığının, kadının neden cinsel tehdit olarak görüldüğünün ve nefes alamayacak duruma getirilmesinin üzerine gidilmesi, kadını şiddetle daha da güçsüzleştiren, ikincilleştiren, değersizleştiren ve ayıran tüm cinsiyetçi yaklaşımların tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. Kadınların ekonomik olarak erkeklere olan bağımlılığından kaynaklanan çaresizliği, güç dengelerinin değişmesi ve aile içi ekonomik sıkıntılar, öte yandan sınıfsal olarak kadınların bilinçlenmeye başlaması, itaatkarlığa direnmesi ve ataerkil düzene karşı gelmesi şiddet olgusunun kontrolden çıkmasına neden oluyor. Yine, defalarca söylediğim gibi, sosyal, ekonomik, toplumsal, siyasi ve kültürel olarak kadınların güçlenebilmesi için yasaların kadınları eşit vatandaşlar olarak gördüğü eşit hukuki yaptırımlar sağlaması gerekmektedir. Aksi halde kadınlar sadece kadın oldukları için öldürülmeye devam edecek ve biz hala çocuk sayısını, dekolteyi, evlenme yaşını ve kadın haklarının eşitlikçi olması gerektiğini tartışıyor olacağız.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR