Kadınlar “Kutsaldır!”

Uluslararası Kadınlar Günü’nün yüzüncü yılı ile ilgili Guardian’daki köşesinde “Kadınlar hala eşitliklerini ve haklarını elde edemediler” diye yazmıştı Natasha Walter. Ülkemizde kadınların yaşadığı problemleri gördükçe, eşitliğin bazılarımız için ne kadar ulaşılmaz olduğunu daha iyi anlayabiliyorum.

Geçen hafta Berkeley’de Kadın Çalışmaları Bölümünde bir çalıştaya davetli konuşmacı olarak katıldım. Ülkemizde değişen siyasi konjönktür neticesinde kadınların nasıl etkilendiğini, eşitlikte hangi noktada olduğumuzu ve ne gibi uygulamalar yapıldığını öğrenmek istiyorlardi. Bu konular üzerinde çalışmalar yapan biri olarak açıkçası konunun hangi olumsuz yanından başlayacağımı bilemedim. Sosyal, ekonomik ve politik belirsizlikler ile kültürel ve ataerkil bakış açısı birleştiği zaman ortaya çıkan korkunç tabloyu açıklamak bir hayli zor ve ürkütücüydü. Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunlar her ne kadar oldukça önemli ve titizlikle üzerine gidilmesi gereken problemler olduğu halde, kadın sorunları genel olarak görmezden gelinmektedir. Kadının adının ve varlığının görmezden gelindiği, kutsallığı ve yüceliği bahane edilerek daha fazla toplumsal hayatın dışına atıldığı, kendisine biçilen ikinci olmanın bilincinde temkinli yaşamaya çalışmayı, şiddet gördüğü halde sesini çıkarmamayı, cinsel kimliği üzerinden yapılan vurgulamalarla, sapkınlıklarla ve tacizlerle yaşamak zorunda bırakıldığı bir toplumda sonuçlar hep kadının aleyhinde olmuştur. Hal böyle olunca, ülkemizde de kadın kimliği ile yaşamak daha da zor hale geliyor. Lakin yaşanan onca baskı, şiddet, öldürme ve silikleştirme politikalarına rağmen; şiddet ve öldürme olaylarının oldukça düşük, kadın nüfusunun yüzde 70’inin işgücünde yer aldığı, birçok siyasi partide kadınların üstünlüğünün olduğu Batı ülkeleri ile kıyaslandırılıp, kadını ezen uygulamaların onlarda olduğunu duyuyoruz, şaşırıyoruz! Işte bunların tümünü ele aldığımızda yaptığım konuşmamın ana başlıkları da gündemden farklı olamazdı.

Kadınsanız:

  • İlk olarak ekonomik gücünüz ya yoktur ya da oldukça sınırlıdır. Geliriniz olmadığı zaman ekonomik himayeniz erkeğe verilir. Bu ise sizi erkeğe bağımlı kılar. Kısaca ekonomik özgürlük kadın için bir lükstür.
  • Kadın olduğunuz icin birçok işte çalışamama ya da işe kabul edilmeme gibi bir riskiniz vardır.
  • Politikada çok az kadın vardır. Sizi siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda temsil etmesi gereken kişiler erkekler olduğundan, yapılan uygulamalarında sonucu ortadadır: erkek hegamonyasında nefes almaya çalışan kadınlar.
  • Kadınlar için tam bir yasaklar cennetidir: kırmızı ruj sürme, kahkaha atma, açık giyinme, çocuk doğur, kürtaj yaptırma, tecavüze uğrarsan sesini çıkarma, şiddet görürsen kabullen, aldatılırsan sus, kızlı erkekli ortamlarda bulunma, hakkını sakın arama, gece dışarı çıkma hatta hamileysen hiç çıkma, feministsen çirkinsin, boşandıysan ya da dulsan tacize ideal adaysın.

Konuşmam bittiğinde ise gelen en dikkat çekici yorum ise “kadınlarınız hala akıl ve ruh sağlığı yerinde olarak yaşamaları büyük mucize!” oldu.

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR