Akademide Kadının Adı Var!

Nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın, kamu ve özel sektörde gerek yönetim gerekse karar verme yetkilerine bakıldığında durumun nüfus ile ters orantıda olduğunu görüyoruz. Kadınların yönetici ve karar verme durumunda olabilmeleri için sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel farklılıklar değil, eğitim’de bile erkeklerden daha geride olmalarına bir çözüm bulunması gerektiği apaçık ortada. Her ne kadar son yıllarda izlenen politikalar ve değiştirilen yasalarla beraber kadınların okuma-yazma oranında artış yaşansa da, üniversite mezunu kadın sayısında istenilen rakamlara hala ulaşılamamıştır.

Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün yaptığı “Türkiye’de kadının durumu raporu’na” göre okul öncesi eğitimde yaklaşık 1 milyon çocuk bulunuyor. Bunların yüzde 50’si kız çocukları. İlköğretimde kızların okullaşma oranı yüzde 98 iken, erkeklerin yüzde 99. Ortaöğretime devam eden yaklaşık 4 milyon 500 bin öğrencinin yüzde 46’sı kızlardan oluşuyor. Üniversite öğrencisileri incelendiğinde bu oran kızlar için yüzde 45’e düşerken, yüksek lisans ve doktora programlarına devam eden kız öğrenci yüzdesi 47. Hal böyle olunca, kadınların uzmanlık isteyen işlerde ve akademide yer alma şansı da azalıyor.

Akademik personele baktığımızda, profesör, doçent, yardımcı doçent, öğretim ve araştırma görevlisi kadroları içinde kadınların oranı artmaktadır. Kadın akademisyen oranı 2013 yılı itibarı ile %40 ile birçok Avrupa ülkesinden ve Amerika’dan bile yüksektir. Üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı % 41.5 iken, profesörler içerisinde ki kadınların oranı %28, doçentlerde %32, öğretim görevlisi olarak ise %41’dir. Genelde erkek mesleği olarak kabul edilen mühendislik alanlarında dahi kadın akademisyenlerin oranı %28 ile artış göstermektedir. İskandinav ülkelerinde dahi mühendisliği tercih eden kadın akademisyenlerin oranı yüzde %10’dur. Amerika’da ise mühendislik dallarında ki kadın akademisyenlerin oranı %19’dur.

(Kaynak: WIS veri tabanı)

Her ne kadar kadınlarımız diğer AB ülkelerine kıyasla akademik alanda başarılı bir grafik çizse dahi, karar verici mekanizma olan rektörlük görevinde kadın temsilciler oldukça azdır. 177 üniversitenin sadece 13’ünün rektörü kadındır. Her beş Profesörden biri kadın iken, rektör oranının bu kadar düşük olması erkek egemenliğinin bir göstergesidir. Daha çok kadın akademisyenin sisteme dâhil olması, kadınların iş piyasasında ilerlemelerine de yardımcı olacaktır. Her ne kadar toplumumuz içerisinde hala kadınlar geleneksel yaklaşımlardan, mesleki cinsiyet ayrımcılığından ve baskılardan olumsuz etkilense de, akademik alanda başarı gösteren kadınların oranının yüksek olması, ilerisi için bizlere umut vaat etmektedir. Başarınız hepimizin!

Bir şey kaçırmayın! sosyal ağlardan bizi izleyin...


Yorum yazabilmeniz için önce giriş yapmalısınız.

Henüz kimse yorum yapmadı.

MGKMEDYA ÜZERİNDEKİ DİĞER TARTIŞMALAR